ELEKTRİK SANTRALLARI

TEMMUZ 1997’DEN BU YANA..: Elektrik santralları

Ülkemiz, kalkınmasını ve toplumsal refaha ulaşması yönündeki faaliyetlerini, sanayileşmeyi tamamlayarak gerçekleştirmeyi hedeflemiştir. Bu nedenle enerji arzında sürekliliğin ve güvenilirliğin yanı sıra en düşük maliyetle arzın sağlanması gerekmektedir. Sanayi sektörümüzü Avrupa Birliği ile rekabet edecek düzeye çıkarmaya ve bilgi toplumu yaratmaya yönelik faaliyetlerimiz hızla sürdürülmektedir. Bu hedefe ulaşılabilmesi, enerji sektörü altyapısının sağlıklı olarak tesis edilmesine bağlı bulunmaktadır.

Yerli kaynaklara dayalı enerji üretimi toplam birincil enerji talebinin 1998 yılında %39’unu, 1999 yılında ise yaklaşık %36’sını karşılamış olup, giderek azalan trend içerisinde, 2010 yılında %28’ini ve 2020 yılında ise ancak %24’ünü karşılayabilecektir.

1999 yılında kişi başına 1190 kg petrol eşdeğeri (kgpe) mertebesindeki genel enerji tüketimimiz, Dünya ortalamasının altında ve OECD ortalamasının dörtte biri seviyesindedir. Kişi başına tüketim değerinin 2010 yılında 2312 kgpe mertebesine ulaşması beklenmektedir.

Ülkemizde doğal gaza olan talep her geçen gün artmakta olup, enerji kaynaklarını çeşitlendirme çalışmaları doğrultusunda, olumlu çevresel etkileri de dikkate alınarak, doğal gazın toplam birincil enerji arzı içerisindeki payının artırılması planlanmıştır. Buna göre ülkemizin 2005, 2010 ve 2020 yılarında doğal gaza olan talebinin sırasıyla yıllık ortalama % 31, % 8 , % 4 oranında artış göstermesi öngörülmektedir.

Halen 13 milyar m3 olarak gerçekleşen doğal gaz tüketiminin 2010 yılında 55 milyar m3’e çıkarak toplam birincil enerji arzının %29’unu karşılaması beklenmektedir. 2020 yılında ise doğal gaz tüketimi 83 milyar m3’e ulaşacaktır.

Haziran 1997 itibariyle 21757 MW olan elektrik enerjisi kurulu gü kapasitesi 1999 Yılı Aralık ayı itibariyle 26116.8 MW’a ulaşmış bulunmaktadır. Geride bıraktığımız 1999 yılında elektrik enerjisi üretimimiz bir önceki yıla göre %5 oranında artarak, yaklaşık 116.4 milyar kWh olarak gerçekleşmiştir. İthal edilen miktarla birlikte geçtiğimiz yıl toplam 118.5 milyar kWh elektrik enerjisi tüketime sunulmuştur. 1999 yılında kişi başına elektrik enerjisi tüketimimiz ise yaklaşık 1840 kWh olarak gerçekleşmiştir.

Bakanlık bünyesinde yapılan planlama çalışmaları, elektrik enerjisi talebimizin. yılda ortalama % 8-10 artışla önümüzdeki 10 yıllık dönemde 2,5 kat, 20 yıl içerisinde ise yaklaşık 5 kat artacağını göstermektedir. Elektrik enerjisi ihtiyacının güvenilir olarak karşılanabilmesi için 2020 yılına kadar yılda yaklaşık 3500-4500 MW’lık üretim kapasitesinin ilave edilmesi gerekmektedir. Bunu sağlayabilmek için elektrik santrallarına yapılacak yatırımların yanı sıra, iletim ve dağıtım sistemlerine yapılması gereken yatırımlarla birlikte, yılda yaklaşık 4,5-5 milyar ABD doları düzeyinde bir kaynağa ihtiyaç vardır. Bu boyuttaki yatırımların devlet imkanlarıyla karşılanması mümkün olmadığından Bakanlık tarafından, Yap-İşlet-Devret (YİD), Yap-İşlet(Yİ), İşletme Hakkı Devri (İHD) ve Otoprodüktör gibi modeller yardımıyla, yerli ve yabancı enerji sektörüne kanalize ediİmesi için gereken düzenlemeler yapılmıştır.

2020 yılına kadar mevcut kurulu güce ilaveten yaklaşık 82000 MW’lık bir kapasitenin tesis edilmesi gerekmektedir.

Diğer yandan Türkiye’nin elektrik enerjisi üretimi açısından mevcut olan konvansiyonel yerli enerji kaynakları potansiyeli linyit olarak 105 milyar kWh, taşkömürü olarak 16 milyar kWh ve hidrolik olarak da 125 milyar kWh mertebesindedir. Dolayısıyla, elektrik enerjisi üretimine uygun olan toplam konvansiyonel yerli potansiyel kaynaklar 246 milyar kWh düzeyindedir. Görülebildiği gibi, bu potansiyelin tümü değerlendirilse bile, 2010 yılı elektrik enerjisi talebini karşılamaya yetmemektedir. Sonuç itibariyle, Türkiye’nin elektrik enerjisi ihtiyacının güvenilir olarak karşılanabilmesi için 2020 yılına kadar mevcut kurulu güce ilaveten yaklaşık 82000 MW’lık bir kapasitenin tesis edilmesi gerekmektedir.

Diğer bir ifadeyle, 2020 yılına kadar mevcut kurulu gücümüzün yaklaşık 4 katına çıkarılmasının gerekli olduğu görülmektedir.

1991 yılından 1997 yılına gelinirken; kamu yatırımlarının eksik yapılması, cari mevzuat nedeniyle özel sektör yatırımlarından istenen sonucun alınamaması ülkemizi elektrik enerjisinde arz-talep yönünden kritik bir noktaya getirmiştir.

Ülkemiz enerji sektöründe Temmuz 1997’den bu yana Bakanlık faaliyetleri aşağıda özetlenmektedir:

Gerek 1997 yılında istihsal edilerek yürürlüğe giren 4283 sayılı Yap-İşlet Kanunu ve gerekse otoprodüktörlük uygulamasının, teşvik edilmesiyle; yap-işlet-devret, yap-işlet, otoprodüktör, %100 dış kredili ve anahtar teslimi yatırımlar ve hükümetlerarası ikili işbirliği çerçevesindeki hidrolik projeler yanında santralların ve elektrik dağıtım tesislerinin işletme hakkı devri konularında yoğun bir çalışma ortamına girilmiştir.

Elektrik kurulu gücümüzü 2,5 yıl gibi kısa bir sürede %20 oranında arttırdık

Haziran 1997 itibariyle 21757 MW olan elektrik kurulu gücümüz 2,5 yıl gibi kısa bir sürede %20 oranında artırılarak 1999 yılı sonunda 26100 MW’ın üstüne çıkarılmıştır.

1998 yılında toplamkurulu gücü 1461 MW, toplam üretimi 9,2 milyar kWh ve toplam yatırım tutarı 1,25 milyar dolar civarında olan 6 YİD, 39 otoprodüktör, 1 DSİ ve 2 TEAŞ santral yatırımı olmak üzere 48 santral projesi işletmeye alınmıştır.

Aynı şekilde 1999 yılında toplam kurulu gücü 2888 MW, toplam üretimi yaklaşık 19.8 milyar kWh ve toplam yatırım tutarı yaklaşık 4 milyar dolar civarında olan 8 YİD, 20 Otoprodüktör, 3 DSİ ve 2 TEAŞ santral yatırımı olmak üzere 33 santral projesi devreye alınmıştır.

2000 Yılı Temmuz ayı itibariyle toplam kurulu gücü 675 MW ve toplam yatırım tutarı yaklaşık 876 milyon dolar civarında olan 2 YİD, 8 otoprodüktör, 3 DSİ ve 1 TEAŞ santral yatırımı olmak üzere 14 santral projesi devreye alınmıştır.

Sonuç olarak 3 yıllık süre zarfında toplam kurulu gücü 5024 MW ve toplam yatırım tutarı yaklaşık 6 milyar dolar civarında olan 95 santral projesi devreye alınmıştır.

Bunun yanında halen inşaatı devam eden 8 YİD (Yap-İşlet-Devret), 25 DSİ (Devlet Su İşleri) ve 3 TEAŞ (Türkiye Elektrik Üretim-İletim A.Ş.) santral projesinin toplam kurulu gücü 5345 MW ve toplam yatırım tutarı yaklaşık 7.5 milyar dolardır.

Ayrıca, Temmuz 1997’den bugüne kadar değişik aşamalarda DPT görüşü ve/veya uyum yasalarını bekleyen yap-işlet-devret projelerinin toplam sayısı 157 olup, bu projelerin toplam kurulu gücü 16.225 MW ve toplam yatırım tutarı yaklaşık 20 milyar dolar mertebesindedir.

Diğer yandan, işletme hakkı devri modeli kapsamında 54. Hükümet döneminde teklifleri alınarak, değerlendirmeleri yapılan mevcut 8 termik santraldan;

4501 sayılı Kanun kapsamında başvuruda bulunmayan Çayırhan Termik Santralının 1. ve 2. ünitelerinin işletme hakkı devri için görevlendirilen şirket, imtiyaz sözleşmesi içinde işlemlerini tamamlamış ve 30 Haziran 2000 tarihi itibariyle santralın devri yapılmıştır. Söz konusu santralın 3. ve 4. ünitelerinin devri ise sözleşme gereği 30 Haziran 2001 tarihinde yapılacaktır.

Diğer 7 proje için ise tüm şirketler Özel Hukuk hükümlerine tabii sözleşme talebinde bulunmuşlardır. Yatağan, Yeniköy-Kemerköy, Kangal, Soma A-B; Çatalağzı B ve.Tunçbilek termik santrallarına ait uygulama sözleşmeleri parafe edilerek Bakanlar Kuruluna sevk edilmek üzere Başbakanlığa gönderilmiştir. Orhaneli termik santralına ait hukuki problemlerin aşılmasını takiben gerekli işlem yapılacaktır.

Devir işlemini takiben 2. yıldan itibaren söz konusu 8 santralda üretim artışı 9 milyar kWh olacaktır. Diğer bir ifadeyle bir Atatürk Barajı veya 3 tane 500 MW’lık doğal gaz santralının devreye alınmasına tekabül eden bir üretim artışının sağlanması şirketler tarafından taahhüt edilmiştir. Bu şirketlerden toplam 1,24 Milyar dolar devir bedeli alınacaktır. Ayrıca şirketler tarafindan 400 milyon dolara yakın yenileme yatırımı yapılacaktır.

Buna ilave olarak, 180 MW kurulu gücünde Aliağa Motorin Santralının İşletme Hakkı Devri projesi için Uygulama Sözleşmesi görüşmeleri devam etmekte, 600 MW kurulu gücünde bir diğer santralın (Seyitömer linyit) ise teklifleri Mart 1999’da karara bağlanmış olup, bundan sonraki süreçle tamamlanması gereken hususlar üzerinde Bakanlık değerlendirmesi sürmektedir.

Mülkiyeti TEDAŞ’a ait elektrik dağıtım müesseselerinin işletme haklarının devrine ilişkin olarak yine 54. Hükümet döneminde, 29 bölgeden 25’inin işletme hakkı devri icin sayıları 150’yi aşan şirketten fizibilite teklifleri alınmış ve değerlendirilmiştir.

Temmuz 1997’den bugüne kadar uygun teklif verilen 20 bölgeden 14’ü ile ilgili değerlendirmeler tamamlanarak Danıştay Onayı, Bakanlar Kurulu Kararı alınarak imtiyaz sözleşmeleri imzalanmış, ESA ve devir sözleşmeleri imza aşamasına getirilmiştir. Bir bölgenin devir sözleşmesi ise imzalanma aşamasındadır.

Şirketlerin devir bedellerini temin etmesine bağlı olarak ( 873 milyon doları peşin, 873 milyon doları iki yıl içinde ödenmek kaydıyla) fiili devir işlemleri gerçekleştirilecektir.

Bu uygulama kapsamında, dağıtımdaki kayıp-kaçak oranlarının bir program dahilinde olması gereken düzeylere indirilmesi şirketlerin taahhüdündedir. 30 yıllık bir dönemde kayıp-kaçak oranlarının taahhüt edilen düzeylere indirilmesinin parasal karşılığı olan 24 milyar dolar gibi büyük bir meblağ devlete kaynak olarak geri dönecektir.

4501 sayılı Yasanın yayımlanmasından sonra CEDAŞ (Kocaeli-Gebze), SBD (Sakarya-Bolu); ANDAŞ (Kırşehir-Nevşehir-Niğde-Aksaray), KIZILIRMAK (Yozgat-Sivas-Tokat) ve İSEDAŞ (İstanbul İli Trakya Yakası) özel hukuk hükümlerine tabi sözleşme, AKEDA (Ankara-Kırıkkale) imtiyaz sözleşmesine tahkim maddesinin ilave edilmesini istemişler, bu şirketlerle gerekli sözleşme düzenlemesi yapıldıktan sonra kararnameleri Bakanlar Kuruluna sunulmak üzere Başbakanlığa gönderilmişlir.

Talebi olmayan 5 şirket ile imtiyaz sözleşmeleri çerçevesinde işlemler yürütülmüş ve bu şirketlere işletme hakkı devri yapılması aşamasına gelinmiştir:

Enerji tasarrufu çalışmaları kapsamında, Bakanlık tarafından hazırlanarak 1997 yılında Başbakanlık genelgesi olarak yayımlanan ve takibi Bakanlıkça yapılan tasarruf qenelgesi ile önemli miktarda bir elektrik enerjisi tasarrufuna ulaşılmasını teminen gerekli çalışmalar sürdürülmektedir.

İleri saat uygulaması ile 600 milyon kWh’lik bir tasarruf yapılmaktadır.

Ülkemizin nihai enerji tüketim sektörlerinde mevcut olan ve parasal karşılığı yıllık 3 milyar dolar cıvarındaki enerji tasarruf potansiyelinin sağanması için Bakanlık, ilgili kuruluşlar ve sanayicilerimizle koordineli olarak çalışmalarını sürdürmektedir.

Uluslararası yatırım kreditörleri-finansörleri, finansman sağlayacakları yatırım sözleşmelerinde kendilerini güvence altına alacak hükümlerin yer almasını şart koşmaktadırlar. Bunlardan en önemlisi olan “uluslararası tahkim” hususu geçtiğimiz yıl Meclisimiz tarafından gerçekleştirilen Anayasa değişikliği ile çözüme kavuşturulmuştur.

Yapılan değişiklikle ulusal ve uluslararası tahkim ile özelleştirme kavramına Anayasamızda yer verilmiştir. Anayasa değişikliğine paralel olarak çıkartılması gereken uyum yasaları ile ilgili çalışmalar gerçekleşmiş ve bu kapsamda 4492, 4493 ve 4501 sayılı Kanunlar yürürlüğe girmiştir.

Özelleştirme uygulamalarında başarılı olunabilmesi için piyasaların serbest rekabet şartlarında düzenlenmiş olması gerekmektedir. Serbest rekabet şartlarını diğer bir ifade ile serbestleştirmeyi gerçekleştirebilmek için enerji alt sektörlerinde gereken yasal, hukuki ve idari altyapının oluşturulması zorunludur. Bu altyapının tesisi ise yeni bir kurumsal çerçeve altında yeniden yapılanmayı gerekli kılmaktadır.

Bu çerçevede; enerji sektöründe kamu payının daraltılması, buna karşın serbestleştirilmiş piyasaların oluşma süreci boyunca denetim ve yönlendirme faaliyetlerindeki etkinliğinin artırılması ve buna dair yasal, hukuki ve idari düzenlemelerin yapılmasına yönelik olarak Ocak 1997 tarihinde Dünya Bankası kanalı ile sağlanan, Japon hibe kredisi ile başlatılan “Enerji Sektörü Yeniden Yapılanma” çalışmaları kapsamında öngörülen kurumsal ve yasal çerçevenin yaşama geçirilmesi için gereken ilave çalışmaların da yapılması kararlaştırılmıştır.

Bakanlığımız bünyesinde halen devam etmekte olan ve kısa süre sonra sonuçlandırılacak bu çalışmalar kapsamında, hızla artan elektrik enerjisi talebinin karşılanmasında özel sektör yatırımlarına ağırlık verilmesi, Pazar için rekabet yanında Pazar içi rekabet ortamının da yaratılmasıyla mal ve hizmet kalitesinin artırılması ile fiyatların düşmesi ve tüketiciye ucuz elektrik temin edilmesi hedeflenmiştir.

Bu doğrultuda, elektrik enerjisi sektörü Avrupa Birliği Enerji Direktifi de dikkate alınarak yeniden yapılanmakta olup, elektrik enerjisi piyasasını yeniden düzenleyecek olan Kanun kısa sürede TBMM’ne sevk edilecektir. Bu Kanun’la:

  • Enerji sektöründe daha şeffaf bir yapılanma dahilinde rekabet ortamının yaratılması,
  • Özel sektör yatırımlarının teşvik edilmesi,
  • Özel hukuk hükümlerine göre faaliyet gösteren, mali açıdan güçlü bir elektrik enerjisi piyasasının oluşumunun sağlanması ve
  • Bağımsız bir düzenleyici kurumun denetimi altında tüketiciye yeterli, kalileli, sürekli ve düşük maliyetli elektrik enerjisinin temin edilmesi amaçlanmıştır.

Sonuç olarak; Türkiye enerji sektörü geçmiş dönemlerde yakalayamadığı dinamizmi sağlamış olup bu dinamizmin artarak devamı Türkiye’nin enerji geleceğinin güvence altına alınabilmesine imkan sağlayacaktır.

Bu itibarla, enerji sektöründeki altyapı yatırımlarının hızla tamamlanması dünya pazarındaki rekabet gücümüzün artırılması ve böylece küresel ekonomiye tam entegrasyonun sağlanmasını öncelikli bir amaç olarak gören Bakanlığımız bu yöndeki çalışmalarına kararlılıkla devam etmektedir.